ZAMAN BİLİNCİ

ZAMAN BİLİNCİ

ZAMAN BİLİNCİ

Zaman ve mekandan münezzeh olan Rabbimize hamdolsun. Insanın en büyük ve de en önemli sermayesi şüphesiz ki, yüce Allah’ın ona vermiş olduğu (ömür sermayesi) zamandır. Bundan dolayıdır ki, Rabbimiz zamanın insanoğlu için ne kadar  önemli olduğunu belirtmek için hayat kitabımız Kur’an-ı Kerimde “vel asr, vel fecr, ve duha…” diye zamanın muhtelif bölümlerine yemin etmektedir.

Şüphesiz, her vaktin kendisine has ayrı bir değeri ve önemi vardır. Kimimiz için çocukluğumuz ,kimimiz için de gençliğimiz, yaşamış olduğumuz hayatın en güzel dönemleridir. Lakin biz faniler için, zaman hızla akıp gidiyor. Günler, aylar, yıllar birbirini kovalıyor. Her geçen gün bizim için küçük kıyamet (ölüm) daha da yaklaşmakta. Evet, doğmak ve ölmek, koca bir gerçek… Bir sünnetullah. Yani her doğan ölüyor. Aslında her doğan bir bakıma ölmeye doğar o halde her canlı gibi bizler de öleceğiz… Oysa bu gün içinde yaşadığımız toplum ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Ve gayem nedir? Diye sormayan ve sorgulamayan bir yığın haline dönmüş ne yazık ki. Yaratıcı tarafından kendisine geçici bir süre ikamet/imtihan yeri olarak tayin edilen dünya denilen bu misafirhanede hiç ölmeyecekmiş gibi bir hayat sürmek ne büyük bir gaflet.

Kuşkusuz zaman bizim için çok önemli ve insan zamandan hesaba çekilecek. Çünkü Cenab-ı Hakk, ” Hanginizin daha güzel iş (amel) yapacağınızı denemek için ölümü ve hayâtı yarattım.” (Mülk.s. –2) buyurmaktadır. Demek ki hayat ve ölüm arasındaki zaman süresi kimlerin iyi iş kimlerin de kötü iş yapacaklarını ortaya çıkarılması için yaratılmıştır. Yani bize verilmiş olan zaman belli bir amaç doğrultusunda kullanabilmemiz gayesiyle verilmiştir.

Doğumun da ölümün de hayırlısını dilediğimiz  gibi…Tabi, hayatın da hayırlısını dilemeli, bunun için gayret etmeliyiz. Bundan dolayı hayatımızı; yani doğum ve ölüm arasındaki zaman dilimini, Rabbimizin belirttiği ilkeler ışığında, O’nun rızasını kazanabilmek ve o doğrultuda yaşayabilmek en büyük arzumuz ve amacımız olmalıdır.

O halde gelin, zamanı harcayanlardan, zamana yenik düşenlerden, zamanı öldürenlerden, boş uğraş içinde olanlardan olmayalım. Atalarımızın “vakit nakittir” sözünü vakit altındır şekilinde yorumlayarak, zamanın değerini bilelim. Çünkü kaybedilen vaktin geri gelmesi imkansızdır.  Bakın  Rabbimiz Kur’an’da bir ayette şöyle buyuruyor;   “ ve o gün size verilen her nimetten hesaba çekileceksiniz. ”(Tekasür. s.-8) peki şöyle bir etrafımıza baktığımızda bize verilen en önemli nimet nedir acaba diye düşündüğümüzde hiç kuşkusuz ki, hepimizin zihninden geçen hayat (zaman) nimeti olacaktır.

Bu yüzden yaşadığımız dünyada birçok şey anlamsızlaşarak, örselenerek, aşınarak, değer kaybederek yitip gidiyor. İşte vakitlerin anlamsızca harcandığı günümüzde bizler doğru bir zaman bilinci oluşturmalıyız hayatımızda. Ve kendimizi kula, eşyaya ve makama kulluğun zilletinden kurtarıp, yalnızca Allah’a kul olmanın izzetine ulaştıracak amellerle hayatımızı/zamanımızı geçirme gayreti içinde olmalıyız.

YAZARIN SON YAZILARI

SÖZ ÜZERİNE 2

SORUMSUZ İNSAN SORUNLU İNSAN

İNSAN KITLIĞINDA İNSAN KALMAK

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*